MOBESE Şifresi

Her şey 1992 yılında, bir kış günü başladı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terör Şubesi, örgütlerden birine yönelik geniş bir operasyon yapmış ve çok sayıda militanın yanısıra, bir de bilgisayar ele geçirilmişti. Bilgisayar polislerin önüne geldiğinde kullanmayı bilen memur arandı. Bulunamadı. Başka şubelerden destek istendi ama nafile. Militanlar sorgularında örgütün önemli işlerinin çoğunu bilgisayarla yaptıklarını anlattılar.

Bu bilgi, örgüt bilgisayarını çözmeye çalışan dedektiflerin önüne geldiğinde, birbirlerinin yüzüne baktılar. Aralarındaki genç bir komiser dayanamadı. ‘Yazıklar olsun bize’ dedi.

Adı Basri Aktepe olan bu genç adam, yıllar sonra Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı Bilgi İşlem Şube Müdürü oldu:

‘Düşünsenize örgüt, bilgilerini bilgisayarda depoluyor, yayın organını bile basıyordu. Biz ise o güne kadar, klavyeye parmağımızı dokunmamıştık. Sonunda bir uzman bulduk ve sistemi açtırdık. O gün arkadaşlarla konuştuk. Suçlu bizden fersah fersah öne geçmiş, suç çeşitlenmiş, hayat daha karmaşık bir hal almıştı. Sonra da ortamıza o uzmanı aldık, bilgisayarı öğrenmeye başladık. Her fırsatta bilgisayarı bilenlerin yanında alıyorduk soluğu. Bir yıl sonunda, teknolojiye vakıf olduk.’

İSTİHBARATÇILARLA TEKNİSYENLER ÇALIŞTI

Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı dedektifleri, dünyadaki yeni suçlu izleme sistemlerini yakından takip ediyordu. Güvenlik teknolojileri ve bilgisayar modelleri hakkında araştırmalar yapan, fuarları takip eden bu polisler, modern istihbarat ekipmanlarının kent bilgi sistemine de uyarlanması gerektiği yönünde bir rapor hazırladı. Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele eski Daire Başkanı Hanefi Avcı’nın desteğiyle hazırlanan bu rapor, Türkiye’de yepyeni bir izleme sisteminin kurulmasının da yolunu açtı.

1998’de özel bir ekip oluşturuldu. Ekip liderliğine Polis Akademisi mezunu, bilgisayar kurdu, Başkomiser Basri Aktepe getirildi. İstihbaratçılıktan gelen, bilgi sistemleri uzmanı İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Şammaz Demirtaş ise projede önemli bir rol üstlendi. Ekibe özellikle Polis Akademisi’ni bitirdikten sonra bilgisayar, matematik, fizik gibi konularda Türkiye ve yurtdışında yüksek lisans eğitimi alan genç polisler seçildi. Ayrıca Emniyet Genel Müdürlüğü’nün özel izniyle aynı alanlarda sivillerden oluşan bir uzmanlar ekibi de polis kadrosuna alındı.

MOBESE yazılımlarını hazırlayan, entegrasyonu gerçekleştiren ekip maliyeti 50 milyon doları bulacak sistemi 25 trilyon liraya (yaklaşık 20 milyon dolar) kurdu. Örneğin 4 milyon dolarlık ‘Plaka Algılama Sistemi’ni tamamen kendileri oluşturdu.

Şimdi ‘Yüz Tanıma Sistemi’ üzerine çalışıyorlar. Bu sistem çalışmaya başladığında aranan suçlu ya da takip edilen zanlıların fotoğrafı bilgisayara yüklenecek, ilgili kişi İstanbul’un herhangi bir noktasındaki kameraların görüş alanına girdiğinde sistem alarm verecek. Suçlu takibini kolaylaştıran bu teknoloji polisin iç denetimi konusunda da yardımcı olacak. Basri Aktepe, ‘Poliste adam kayırma, hemşericilik dönemi sona erecek. Çünkü, sistemdeki kayıtlar sözkonusu kişiyi hangi ekibin ve hatta polisin takip ettiğini bize bildirecek’ diyor.

MUHTARLIKTAN NEZARETHANEYE TAKİP

MOBESE, sadece güvenlik kameralarıyla kenti izleyip suçlunun tespitini hedeflemiyor. İstanbul Valisi Muammer Güler’e göre, İstanbul halkına sunulan kamu hizmetlerinin iyileştirilmesini, yönetimin kolaylaşmasını, muhtarlık hizmetlerinin düzenlenmesini ve suçun azaltılmasını sağlayacak: ‘İstanbul’daki tüm nezarethaneler denetlenecek. Sorun yaşandığında görüntü kayıtlarını inceleyerek nedenini anlayabileceğiz.’

Sistem aynı zamanda kentteki 3500 polis aracını, 150 mobil polis karakol ünitesini, ilçelerdeki komuta merkezlerini, Emniyet Müdürlüğü hizmetlerinin yürütüldüğü 12 ayrı veri hattını birbirine bağlayacak. ‘Burada en önemli noktalardan biri de İstanbul’daki 952 muhtarlığın MOBESE’ye entegre edilmiş olmasıdır’ diyen Güler, böylece muhtarların doğru kayıt tutmasının sağlanacağını ve kentin yol geçen hanına dönmesinin engelleneceğine dikkat çekiyor.

Vali Güler, sistemin suçluları caydıracak önemli bir işlev üstleneceği kanısında: ‘İstanbul 560 kamera ile izlenecek. 370’i kent içinde, kalanı ise Boğaz köprüleri, karayollarının kritik noktalarına monte edildi. 25 trilyon liralık maliyetin yüzde 10’unu Ana Komuta Merkezi’ni inşa eden TOBB karşıladı, kalanı İl Özel İdaresi bütçesinden aktardık. 10 milyon turist bekleyen bu kentte polisin, yöneticilerin her yerde gözü kulağı olmalı. Bu sistem sayesinde kolluk kuvvetleri, gelişmelerden anında haberdar olacak. Sistemden izlediğimiz 3500 polis aracından en yakını olay mahalline süratle ulaşabilecek. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hazırlayıp sisteme entegre ettiği dijital harita sayesinde olayın olduğu evin üstüne bir ‘tık’ yapıldığında bu konutta oturanların tüm listesi önümüze gelecek. MOBESE’nin en büyük faydası ise caydırıcı olması. 24 saat izlendiğini, anında tespit edilip takibe alınacağını bilen suçlu hareket ederken artık kırk kere düşünmek zorunda kalacak.’

İstanbul’un güvenliği için çalışıyorlar

MOBESE proje liderliğini Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı Bilgi İşlem Şube Müdürü Basri Aktepe yürüttü. İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Şammaz Demirtaş sistemin İstanbul uygulamasını yönetti. Projede Polis Akademisi’ni bitirdikten sonra farklı konularda yüksek lisans yapan birçok genç polis görev aldı. Örneğin Başkomiser Ali Aslan, Selçuk Üniversitesi Harita Kadastro Bölümü mezunu. Komiser Hasan Hüseyin Bolat, Dicle Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı’nı, Komiser Bülent Karaca, Atatürk Üniversitesi Elektronik Yüksek Okulu’nu bitirmiş. 4. Sınıf Emniyet Müdürü olan Erdoğan Toprakman, Yıldız Üniversitesi Matematik Mühendisliği’nden mezun. Başkomiser Süleyman Demirci, ODTÜ’de fizik okumuş. Kuzey Teksas Üniversitesi’nde masteri tamamlamış ve ardından Virginia Commonwealth Üniversitesi’nde Coğrafi Bilgi Sistemleri konusunda doktor unvanını almış. Başkomiser Osman Nihat Şen, ODTÜ’de bilgisayar mühendisliği okuduktan sonra Gazi Üniversitesi’nde Bilgisayar Eğitimi Bölümü’nde ‘Uzman Sistemler’ üzerine master yapmış. ABD’deki Kuzey Teksas Üniversitesi’nde Bilişim Suçları alanında doktora çalışmasına katılmış.

Ekipte birçok sivil mühendis sözleşmeli kadroyla görev aldı. Bunlardan Mehmet Selçuk Kormazer, ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği’ni bitirmiş, Gazi Üniversitesi’nde bilgisayar üzerine yüksek lisans yapmış. Ekrem Karacan, Bilkent Bilgisayar Mühendisliği’nden mezun. Abdullah Öner de Bilkent’te aynı bölümden mezun olduktan sonra ODTÜ’de Kriptoloji Bölümü’nde master tezi hazırlamış. Murat Kut, ODTÜ Fizik’ten. Aynı okuldaki Enformatik Enstitüsü’nde Bilişim Sistemleri dalında yüksek lisans yapmış. Gökdeniz Karadağ ise, ODTÜ’de bilgisayar mühendisliği okuyor.

LONDRA VE NEWYORK BÖYLE HUZURA KAVUŞTU

1990’ların başında Londra’da suç işleme oranı katlanarak artmaya başlamış, sokaklarda hava karardıktan sonra dolaşmak imkansız olmuştu. 1994’te şehirdeki her beş yetişkin kadından biri taciz, tecavüz, kapkaç ve gasp kurbanı olmuş, büyük semtler tam bir kaosa girmişti. 1996 yılı kent bilgi ve güvenlik sisteminin dönüm noktası oldu. İngiliz Hükümeti, sokaklardaki asayiş sorununun ulusal güvenliği tehdit boyutuna ulaştığını gördü, derhal harekete geçti. Önce Londra’nın suç haritası ortaya çıkarıldı. Kritik noktalara hareketli kameralar yerleştirildi. Üstelik bu kameralar, caydırıcılığı artırmak amacıyla, günün en kalabalık saatinde, herkesin görebileceği şekilde yerleştirildi. Görüntüler merkezden 24 saat izlemeye alındı, sistemin diğer parçaları zamanla entegre edildi. Kamera sayısı 28 bine ulaştı. İki yıl sonra aynı sistem New York’a kuruldu. Uygulama sonucu iki büyük metropolde suç oranları düştü, faili meçhuller azaldı, sokaklar eski huzuruna kavuştu.

BU SİSTEM NASIL İŞLEYECEK

KOMUTA KONTROL MERKEZİ UZAY ÜSSÜ GİBİ

Uzay üssünü andıran merkez, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün Vatan Caddesi’ndeki ana binasında yer alıyor. Önceki hafta, Uluslararası Güvenlik ve Demokrasi Konferansı için İstanbul’a gelen 20’den fazla heyet bu merkezi de gezdi. Ziyaretçilerden birinin şaşkınlıkla ‘Like NASA’ yani ‘Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi gibi’ dediği anlatılıyor. Bir başkası tepkisini ‘akıl almaz’ diyerek göstermiş. İstanbul’daki tüm sistemin bağlı olduğu, tüm verilerin toplandığı Komuta Kontrol Merkezi’ndeki personel özel bir seçim sonucu görevlendirildi. Üniversite mezunu personeli 7 gün 24 saat vardiyayla çalışıyor.

GPS’Lİ ARAÇ TAKİBİ

İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı tüm araçlara birer uydudan takip cihazı (GPS) yerleştirildi. Böylece Emniyet’e bağlı 3500 aracın o anda nerede olduğu belirleniyor ve kolayca olay yerine yönlendiriliyor.

KARINCA EVRAK TRANSFERİ

Sistem, Emniyet’in merkez ve bağlı birimleri arasında evrakların şifrelenerek iletilmesini, saklanmasını ve gerektiğinde hızla erişilmesini sağlayacak.

KAMERAYLA NEZARETHANE KONTROLÜ

Nezarethanelere yerleştirilen bir kamera sayesinde, nezarethanelerin kontrolü ve düzenlenmesi sağlanıyor. Gözaltındaki kişilerin mümkün olan en kısa sürede sorgularının tamamlanması, nezarethanelerdeki intiharların önüne geçilmesi, kötü muamelenin yani işkencenin önlenmesi için geliştirildi.

BÜYÜK BİRADER HER BÖLGEDE ENSENİZDE

Halkın yoğun olarak bulunduğu çarşılar, meydanlar ve kavşaklara yerleştirilen kameralar sayesinde hırsızlık, gasp, kapkaç, taciz gibi olaylar anında tespit edilecek. Toplumsal olayların büyümesinin önüne geçilecek.

PLAKA ALGILAMA SİSTEMİ

Kentin giriş ve çıkışlarına, köprülere yerleştirilen bu sistem sayesinde çalınan araçların anında takibi sağlanacak. Suça karışan, kaza yapıp kaçan tüm otolar kolayca saptanacak.

MUHTARLIKTAN NAKLEN BİLGİ

İstanbul’daki 952 muhtarlığa yerleştirilen gelişmiş bilgisayarlar Komuta Kontrol Merkezi’ne bağlandı. Bu sayede, nüfus, adres kaydı, belge düzenleme, nakil işlemleri yapan muhtarların elindeki bilgiler anında merkeze ulaşacak. Böylece kayıt dışı nüfus, ikamet ve işyerleri kontrol altına alınmış olacak. Bu sistemden Maliye de yararlanacak.

İHBARCI DA SUÇLU DA KOTROL ALTINDA

Komuta merkezine herhangi bir ihbar geldiğinde, sayısal harita üzerinde ihbarın geldiği nokta ve binaya kolayca odaklanılacak, olayı bildiren kişinin adres ve kimlik bilgileri sistem tarafından doğrulanacak. Ayrıca ihbarın hedeflendiği işyeri ya da konut hakkındaki bilgilere de anında ulaşılabilecek.

KAMYONDA OPERASYON YÖNETİM MERKEZİ

7.5 metre uzunluğunda özel dizayn edilmiş bir kamyon. İçinde toplantı salonu, bölge görüntüleme sistemi, telsiz bağlantısı, uydu haberleşme sistemi, bilgisayar ağı ve mobil otomasyon sistemi var. Kriz anında ya da önemli olaylarda yöneticiler bu araca binip sistemin idaresini olay yerine en yakın noktadan yapabilecek.

ÇANTADA KARAKOL DÖNEMİ (MOBİL-K ÜNİTESİ)

Bu sistem sayesinde artık karakollar ‘James Bond’ adı verilen bir çantanın içine sığacak kadar küçüldü. Şimdi, bir olayın ardından vatandaşlar karakola çağrılırken bundan sonra karakol bir çanta içinde yurttaşın ayağına gidecek. İçinde bilgisayar, yazıcı, dijital kamera ve fotoğraf makinesi bulunan çanta sayesinde parmak izi yerinde alınabilecek, ifade tutanağı, olay tespit tutanağı, arama tutanağı, olay yeri raporları hemen düzenlenecek.

TABLET PC’LERLE MOBİL ARAÇ SORGULAMA

Polis araçlarına yerleştirilen tablet PC’ler üzerinden plaka, kimlik, pasaport, ehliyet bilgileri anında kontrol ediliyor.  

 Ersin KALKAN

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*