ARTAN SORUNLARIYLA BİLİRKİŞİLİK

Kriterler Gözden Geçirilmeli

Adalet Komisyonlarınca hazırlanan duyurularda bilirkişiliğe müracaat için belirtilen şartların aslında tekrar gözden geçirilmesi gerekiyor. Müracaatçının bilirkişilik yapacağı alanda en az 3 (üç) yıllık mesleki deneyime sahip olması talep edilmektedir. Ancak bu maddede; uzmanlık alanına ilişkin diploma, sertifika vb. belgelerin üzerindeki belgenin veriliş tarihi itibariyle en az 3 yıllık zaman dilimi kastedilmemekte olup, bilirkişilik yapacağı alana ilişkin fiilen en az 3 yıllık mesleki deneyime sahip olunduğunu gösteren belge istenmektedir. Fakat bu madde uygulama da ekseriyetle göz ardı edilmektedir. Zira sertifikaların haricinde bu alanda çalıştığına dair belge talep edildiğine şahsen ben hiç rastlamadım ya da sadece sertifikaları verip, mesleki deneyimini ispat eden belge vermediği için komisyon tarafından geri çevrilen başvuran görmedim.

Esasında bilirkişinin becerisini ve yetkinliğini ortaya koyan en önemli koşul bu olsa gerek. Zira ülkemiz koşullarında bazı konularda sertifika almak çok da zor değil. 3 yıllık mesleki deneyimin aranıyor olması bu anlamda önemli ancak yukarıda da değindiğim gibi başvuru esnasında sertifikaları teslim etmek maalesef yeterli oluyor. Bu da sertifikalı ama deneyimsiz ve tecrübesiz bilirkişilerin doğmasına neden oluyor.

Bilişim Suçları & Veri İnceleme

Şimdi biraz genelden özele inelim. Buradan sonraki kısımda daha çok Bilişim Suçları & Veri Analizi konularındaki bilirkişilik olgusunu eleştirel bir bakış açısıyla ele alacağız. Teknik bilgi birikiminin ve tecrübenin çok daha fazla ön plana çıktığı alanlardan biriside Bilişim Suçları ve Veri İnceleme alanındaki bilirkişilik dosyalarıdır. Bahsedeceğim olgular, komisyonun aramış olduğu kriterlerin çok daha ötesinde, multidisiplinel prensiplerin mevcudiyetini gerektirmektedir ve aynı zamanda bu bilgiler evrenseldir. Yine bu hususlar bir tercih olmaktan çok zorunluluk teşkil etmektedir.

Kolluk birimleri Ceza Muhakemesi Kanununun 134. Maddesine istinaden mahkeme kararıyla Bilgisayar kütüklerinde inceleme yaparlar.  İnceleme için hukuk perspektifinde ön koşul mahkeme kararıdır. Mahkeme kararı olmaksızın inceleme yapılması söz konusu değildir. Teknik açısından olaya baktığımızda da karşımıza kullanılan yazılımlar ve bu yazılımların inceleme esnasında metodolojisi karşımıza çıkmaktadır. Evet gerçekten de “Veri İnceleme” hususunda yol yöntem bilmeyen kimseler bilirkişilik yaparken söz konusu delilleri delil olmaktan çıkarabilmektedir. Olaya bu açıdan bakıldığında aslında çok daha önemli bir olgu ortaya çıkmaktadır. “Delillerin Karartılması”.

Tartışmalı Dijital Delil

Dijital delillere müdahale edilmesi esnasında bu alanda genel geçer olan prensiplere riayet edilmediği takdirde delil bütünlükleri bozulmakta ve delil niteliklerini kaybedebilmektedirler. Belki de bu yönü ile dijital delilleri diğer delillerden ayırt etmek lazım. Dijital Delillerin incelenmesinde olmazsa olmaz koşullardan birisi Write Blocker (Yazma Koruma)’dır. İnceleme ya da imaj alma esnasında Yazılımsal ya da donanımsal olarak White Blocker kullanılmadığı durumlarda HASH değeri değişeceği için esasında delilin bütünlüğü bozularak, delil olmaktan çıkmaktadır (Üzerine sonradan veri yazılamayan CD, DVD gibi ortamlar müstesna). Adalet dağıtmak gibi ağır bir yükün altında olan hakimlerin bu yükü kaldırmadaki en büyük yardımcılarından biri olduğu varsayılan bilirkişiler yukarıda bahsedilen hususlara dikkat etmedikleri taktirde dosyanın aydınlatılmasına katkı sunmak bir tarafa dursun farkında olmadan delilleri karartabilmektedirler. White Blocker kullanmadan bir hard disk üzerinde inceleme yapan bilirkişi malware analizi yapayım derken, suça konu malware’i kendi bilgisayarındaki anti virüs programına sildirebilir. Maalesef bu tarz örnekler azımsanamayacak kadar fazla.  Tabi ki böylesi bir durumda hard diskin son yazma/okuma tarihi değişeceğinden basit bir teyit ile söz konusu davaya esas teşkil eden ve birinci derecede delil niteliği olan hard disk delil olmaktan çıkarılabilir.

Lisanslı Yazılım Kullanılmıyor

Bir diğer husus kullanılan yazılımlardır. Veri Analizi konusunda genel kabul görmüş yazılımların sayısı sınırlıdır. Söz konusu yazılımlar (EnCase, Forensic Tool Kit vs.) ekseriyetle ticari amaçlı üretilmiş yazılımlar oldukları için ciddi meblağlara varan lisans ücreti talep etmektedirler. Bu alanda çok fazla bilinen Open Source yazılım yoktur. Dolayısıyla yüksek maliyetli adli bilişim yazılımları maalesef bilirkişileri ya crackli & lisanssız yazılım kullanmaya ya da hiçbir yazılım kullanmadan –ki bu çok daha sakıncalı bir durum – doğrudan materyalin üzerinde inceleme yapmaya sevk etmektedir. Hukuk camiasında sık kullanılan tabirlerden birisi zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir. Kuşkusuz crackli bir Adli Bilişim yazılımı ile inceleme yapılması hem incelenen dijital delili, hem de inceleme neticesinde tanzim edilen bilirkişi raporunu tartışmalı hale getirecektir.

Adli Bilişim Metodolojisi

Adalet Komisyonlarının aramış olduğu şartlar teknik alanlar için yeterli olmamaktadır. Bu hususa genel hatlarıyla yukarıda değinmiştik. Somutlaştırmak gerekirse; bilgisayar programcılığı, bilgisayar mühendisliği gibi bölümleri bitiren ya da bu alanda sertifika & kurs almış kimseler Adli Bilişim konusunda yetkin oldukları gibi yanlış bir kanı bulunmaktadır. Adli Bilişim kendi içerisinde metodolojisi olan bambaşka bir alandır. İyi bir Adli Bilişimci aynı zamanda bilgisayar programcısı olabilecekken, her bilgisayar programcısının aynı zamanda Adli Bilişim konusunda yetkin olması düşünülemez. Adli İncelemelerde neyi, nerde, nasıl yapacağı çok önemlidir. Mahkemenin bilirkişiden istediği tespit konusunun ikinci bir bilirkişiye dosyanın tevdiine mahal bırakmadan tüm açıklığıyla tespit edilip rapor edilmesi gerekmektedir. Yasadışı bahis konulu bir bilirkişi raporunda bilgisayar kasasında bulunan ana kartın tozla kaplı olduğu bilgisinin bilirkişi tarafından rapora geçilmesi kabul edilir bir durum değildir. (Temsili değildir!) Konunun uzmanı olmayanlarca hazırlanan bilirkişi raporları yargılamayı karışık hale getirmekte, zaman zaman yargıyı yanlış yönlendirmekte ve yargılamanın uzamasına neden olmakta en nihayetinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesindeki adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğurmaktadır.

Adli Bilişim ve Bilirkişilik ile alakalı sorunlar burada yazılanlarla sınırlı değildir. Bu sorunların tabi bir sonucu olarak da uygulamada en çok şikayete konu delil, bilirkişi delili olarak karşımıza çıkmaktadır.  Bu nedenle bilirkişilik sisteminin yetersiz kalan ve aksayan yönlerini düzeltmek ve günümüz ihtiyaçlarına cevap verebilecek hale getirmek için mevzuatta, bu bağlamda usul yasalarında köklü değişiklikler yapılarak daha detaycı kıstasların getirilmesi gerektiğine inanıyorum.

 

Muhittin BOLAT
 Adli Bilirkişi

adlibilirkisi

Cyber Crime Investigation Expert

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*